Eğer tanrı varsa bu tanrı kibirli değildir. Kendi yarattığını aşağılamaz. Eğer varsa egoist değildir. Sırf ona inanmadığı için insanı cezalandırmaz. Insanları cezalandıracaksa hangi dine inandığına değil, iyi mi kötü mü olduğuna bakmalıdır.Elçisine recmetmeyi emretmez, elçisi 9 yaşındaki kızla evlenmez. Eğer tanrı varsa sonsuza dek yanacağını izleyecek kadar sadist ve acımasız değildir.
Sıcak bölgelerde doğal mumyalar oluşabiliyor ve hiç bozulmadan korunabiliyormuş fakat sizin firavun bunun örneklerinden biri değil, üstelik o bir firavun da değil bir köylü.
http://materyalistceseyler.wordpress.com/Sıcak bölgelerde doğal mumyalar oluşabiliyor ve hiç bozulmadan korunabiliyormuş fakat sizin firavun bunun örneklerinden biri değil, üstelik o bir firavun da değil bir köylü.
http://materyalistceseyler.wordpress.com/
Bu videoda dinden çıkanların öldürülmeseydi islamın yok olmuş olacağını ve dinden çıkanların, zina yapanların katiller ile eş tutulup öldürülmesi gerektiğini hadislerle açıklıyor.
Bu videoda İslam'da kadının yeri tartışmasına son noktayı koyuyoruz.
/Nisa 34 ayeti (Diyanet Vakfı meali)
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/34.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
/video geçen hadis ve kaynak
3273 - Hz. Ömer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Erkege, hanimini ne sebeple dövdügü sorulmaz." Ebu Davud, Nikah 43, (2147)
http://www.enfal.de/kutub/erkegin-haklari.htm
Kaynak:
http://www.facebook.com/karikateist
Dinlerin hikayesi çok çok eskilere dayandığını biliyor musunuz ? Nuh tufanın Gılgamış Destan'ından, Musanın bebek iken sepette kurtarılması Akkad Sargon'un efsanesine, 10 emirin bir dağda tanrı tarafından verilmesi, bir bakirenin doğum yapması, paskalya, noel, yeniden diriliş, çarmıha gerilme gibi birçok şey mısır inancına dayandığını biliyor muydunuz ? İzleyin ve görün.
Hep överiz toplumumuzu "ne kadar dindarız, ne kadar geleneksel değerlerimize sahip çıkıyoruz" diye. Dine sıkı sıkı sarılırız ve ondan taviz vermenin büyük çöküşü getireceği gibi komplo teorileri üretiriz...
Peki hiç dürüstçe kendimize sorduk mu nasıl oluyor da ateist oranının inançlılardan daha yüksek olduğu kuzey avrupa ülkelerindeki insanlar bizden çok daha düşük suç oranlarına ve insan hakları ihlallerine, bizden daha yüksek toplumsal refaha, ekonomik ve teknolojik kalkınmışlığa sahip olabiliyorlar?
Konuşmanın tamamı: http://www.youtube.com/watch?v=XQyFRYCttyY
Eğer kuran şeriatına uymayıp mahkemelerde hakkınızı ararsanız dinden çıkmış sayılırsınız,dinden çıkan birinin cezasıda ölümdür.
Allah; erkeğe, kadının iki misli miras vermenizi emreder. Nisa Suresi 11. ayet
Richard Dawkins bu videoda, teistlerin tüccar mantığı ile sıkça sorduğu "biz yanılıyorsak bişey kaybetmeyiz, ama siz yanılıyorsanız ahirette cezalandırılacaksınız" klişesini, kendine has mizahi bir üslupla yanıtlıyor.
2009'da TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi'ndeki Darwin skandalından (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/111...) sonra başlayan evrim tartışmaları ekranlara da yansımıştı. Celal Şengör ise jeoloji profesörü olmasına rağmen ilahiyat öğrencilerinin bilim ve evrim karşıtı (daha doğrusu ezberleyip geldikleri) sorularına ustalıkla cevap vermişti.
Programın başlarında Şengör'ün insanın evrimini anlatma çabalarına rağmen, soru-cevap bölümüne gelindiğinde eğitim sisteminin kurbanı bir neslin Dunning-Kruger sendromundan nasıl nasiplendiğine tanık olduk. Bu kısımdaki genç de konuyla ilgili en ufak bir bilgisi olmamasına rağmen bir bilim insanına kafa tutmak için ezber bellediği soruları kendinden çok emin bir şekilde soruyor ve sorularına tek tek cevap geldikçe daha da hırslanıyor. Konuyu öğrenmek ve anlamak için sormadığı çok açık değil mi? O salonda kulaklarını gerçeklere kapatmış kitlenin toplumun çoğunluğunu oluşturması da bir o kadar acı değil mi? Anlamaya ihtiyaç duymuyoruz, çünkü bize ezberletilenlerin güvenilir alanında olmak rahatlık veriyor. Gerçekleri anlamak içinse ayrı bir efor sarfetmek ve o konforlu alanı aşmak gerekmekte.